|
|
HABERLER
Neden zayıflamak İstiyoruz? 10/07/2009
Neden zayıflamak İstiyoruz?
Neden insanlar (özellikle bayanlar ) zayıflamak istiyor? Kilo verme isteği ya da buna problemi diyelim neden bu kadar yaygın? Kadın ya da erkek , genç ya da yaşlı olsun insanların aklını neden bu kadar meşgul ediyor ? Her gün bir yenisi ortaya atılan mucize ( ! ) , şok ( ! ) diyetlere rağmen insanlar neden kilo vermekte zorlanıyor veya binbir güçlükle verdikleri 3-5 kiloyu diyeti bırakınca tekrar daha fazlasıyla geri alıyor ? “ Vallahi yemiyorum” deyip kilo veremeyen Ya da “ rejimdeyim ama hala kilo alıyorum “ diyen insanların sayısı neden azımsanamayacak kadar fazla? Fazla kilo ile kendinden memnun olma arasında ters orantı vardır. Kendinden memnun olma , vücudunu sevme , kendine güven duygusu kilo arttıkça azalan bir durumdur. Fiziksel olarak memnun olamama zamanla psikolojik açıdan da insanı rahatsız etmeye ve bununla bağlantılı olarak başka sorunların başlamasına yol açar. Vücudundan memnun olmayan insanlar zamanla üzgün, kırılgan ve kaygılı bir ruh durumuna sahip olmaya başlar . Ayrıca alınan fazla kiloların ilerleyen yaşlarda çeşitli sağlık sorunlarına yol açacağı kaygısı da ( yüksek tansiyon, diyabet , kalp ve damar hastalıkları ve fiziksel hareketlerde zorlanma , yaşam kalitesinin düşmesi gibi durumlar ) insanları mutsuzluğa itebilen başka bir boyutu. Bir de toplumlarda zayıf olmanın meziyet , kilolu olmanın bir rahatsızlık olduğu düşüncesi ön plana çıkarılınca kilo verme bir takıntı haline gelebiliyor ve insanlar kilolu oldukları için suçluluk hissine kapılabiliyor. Özellikle medyada boy gösteren rol modeller sanki her insanın fiziğinin bu şekilde olması gerekliymiş gibi bir baskı unsuru oluşturabiliyor. Yapılan araştırmalar medya rol modelleri nedeniyle kilo verme takıntısının 13-15 li yaşlarda , gelişim dönemini henüz bitirmemiş kız çocuklarında oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Hangi insan grubu olursa olsun kilo verme insanları rahatsız eden , zorlayan ve kaygı yaratan bir konu olma özelliğini sürdürüyor. Zayıflama , günümüz insanının sıklıkla şikayet ettiği ve bu konuda çeşitli yollara ( bilinçli veya bilinçsiz ) başvurabildiği çok geniş bir konudur. Gelişmiş ülkelerde zayıflama konusu geniş açılardan araştırılmış , bilgiler derlenmiş ve istatistikleri sağlanmaya çalışılmıştır ve hala bu çalışmalar devam etmektedir. Ülkemizde de bu konu araştırmaları çok uzun bir geçmişe dayanmamakla birlikte üniversite ve sağlık kuruluşlarındaki ilgili birimler aracılığıyla yapılmakta ve akademisyenlerimiz tarafından da desteklenip konunun profili ortaya konmaya çalışılmaktadır.Kilo verme – alma , obezite gibi konuların bilimsel olarak araştırılıp çözülmeye çalışıldığı bilim endokrinoloji bilimidir. İnsanlar genel olarak aşağıdaki 4 nedenden dolayı kilo alırlar. 1-Beslenme bozuklukları 2-Hareketsiz yaşam tarzı 3-Metabolik ve hormonal sorunlar 4-Psikolojik sıkıntılar Beslenme bozuklukları en yaygın kilo alma nedeni.Aşırı beslenmek , protein , yağ ya da karbonhidrat grubu gıdalardan birinin ağırlıklı olarak tercih edilmesi ve bunun da vücut ihtiyaçlarını karşılayamayıp dengesizliğe neden olması ve alınan fazla gıdanın vücutta depolanması kilo almaya neden olur. Hareketsizlik , kilo almada önemli bir neden olarak karşımıza çıkıyor. Alınan fazla enerji vücutta depolandığından egzersiz eksikliği vücuttaki stokların eritilmeden kalmasına neden olur. Kilo alıp verme tamamen matematiksel bir boyut taşır. Aldığınız enerji harcadığınız enerjiden fazla ise artan kısım vücutta yağ olarak depolanır ve bu da kilo artışı demektir. Metabolik ve hormonal sorunlar da kilo almada etkili unsurlardır. Tiroid bezlerinin yetersiz çalışması ,polikistik over sendromu , diyabet gibi hastalıklar , genetik yatkınlık ,bazı ilaçların kullanımı ya da ilerleyen yaşla birlikte yavaş bir metabolizmaya sahip olmak da kilo almada etkin olabilir. Psikolojik sıkıntılar ve depresyon gibi bazı ruhsal durumlarda düzensiz uyku durumları ve yiyecek atıştırma olayının artması kilo almaya yatkınlık oluşturabilir. Fazla kilolardan kurtulmanın ilk ve en önemli basamağı ne gerekçeyle , neden fazla kilo aldığımızı tespit etmektir. Neden kilo aldığımızı Ya da neden kilolu olduğumuzu tespit ettikten sonra bu konuda yapabileceklerimize geçebiliriz. Kilolardan kurtulmak için mutlaka bir diyet yapılması gerekmiyor. Dengeli ve düzenli beslenme , bol ve hafif egzersizli bir yaşam tarzı sağlıklı yaşamanın anahtarıdır. Bu noktaları dikkate alıp yaşam tarzımıza harmanlarsak kilo ile ilgili bir sıkıntı olmaz. Bunu sağlamak için de bazı ip uçlarını burda sizlerle paylaşmayı gerekli görüyoruz. · Porsiyonları KÜÇÜLTÜN · Yemeklerde önce salata ve çorbalardan başlayın. Böylece asıl yemeklere geçmeden büyük oranda doymuş olursunuz. · Azar azar ve sık sık beslenin · Sabah kuvvetli , öğlen orta ,akşam hafif beslenin.Sabah yapılan kuvvetli bir kahvaltı hem gün boyunca ihtiyacınız olan enerjiyi sağlar hem de sizi gereksiz atıştırmalardan uzak tutar. · Su içme alışkanlığı geliştirin.Günde 6-8 bardak arası su içmek metabolizma için çok faydalır · Gıdaları çeşitli ve mümkün olduğunca doğal halinde tüketmeye çalışın · Beyaz et ve balığı sofranızda kırmızı etten daha çok bulundurmaya çalışın. · Yemeklerinizde tereyağı ve margarin yerine bitkisel sıvı yağları tercih edin · Sebze , meyve ve tahıl gibi lifli gıdaları bolca tüketin. Böylece kendinizi tok hissetme süresini uzatırsınız · Yoğurt , süt gibi gıdaların yağsız olanlarını tercih edin. · Ekmekte buğday, çavdar ve kepeği tercih edin · Baharatlar iştah açar , mümkün olduğunca kullanmamaya çalışın. · Tatmadan yemeklerinize tuz eklemeyin. · Hazır ya da işlenmiş gıdalardan uzak durun. · Patates kızartması, ağır soslar ve mayonezi minimuma indirin · Kurufasulye , nohut, yeşil mercimek yemeklerini etsiz yapın ,sebze yemeklerinizi hafif etle takviye edin. · Bol çeşitli gıda tüketin ama miktarı az tutun · Gıdaların ve aktivitelerin kalori hesaplarını inceleyin. Bu konuda fikir sahibi olmaya çalışın. · Hormon bozukluğunuz varsa tedavi olun. · EGZERSİZ yapın. Fırsat buldukça yürüyün , asansör kullanmamaya özen gösterin , ineceğiniz duraktan bir durak önce inmeyi alışkanlık haline getirin. · Tüm bu noktaları diyet olarak bir süre için değil bir yaşam tarzı olarak uygulayın EN ÖNEMLİSİ KENDİNİZİ SEVİN VE BOL BOL GÜLÜMSEYİN
Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Zayıflayabilirsiniz 10/07/2009
Zayıflayabilirsiniz
Çoğu insan en az bir defa diyet ve zayıflama macerasında ümitsizliğe kapılıp, diyeti bırakmak için çeşitli bahaneler aramıştır. Ancak istenmeyen kiloları verebilmeniz için bütün bahanelerinizi geçersiz kılacak bir yanıt yok değil. Çok az yediğiniz halde kilo veremediğinizi düşünüyorsunuz. Peki şimdiye kadar hiç yediğiniz yiyeceklerin listesini tuttunuz mu? Bir gün boyunca yediklerinizin listesini tutsanız, düşündüğünüzden çok daha fazla yediğinizi göreceksiniz. Belki de çok fazla abur cubur yiyorsunuz ve bunları normal yiyeceklerden saymadığınız için az yediğinizi düşünüyorsunuz. Unutmayın, kalorisi düşük yiyeceklerle beslenir ve hareketli bir yaşam sürerseniz, istediğiniz ölçülere kolaylıkla kavuşmanız mümkün.Diyet ve Zayıflama ya niyetliyseniz bunları yapmanız zorunlu. Diyet ve zayıflama yapmayı daha önce denemiş ve başarısızlığa uğramış olabilirsiniz. Fakat sakın vazgeçmeyin. Geçmiş deneyimlerinizden de ders alarak hatanızı fark etmeye çalışın. Örneğin; diyetiniz sırasında çok katı kurallar mı koydunuz? Kısa zamanda çok fazla kilo kaybetmek mi istediniz? Bir başkası istediği için mi diyete başladınız? Bütün bu soruların cevaplarını bulmaya çalışın. Bu kez daha önce yaptığınız hataları yapmayın. Daha gerçekçi olun, ne kadar sürede kaç kilo verebileceğinizi iyi hesaplayın. Ve mükemmel olmasanız da en azından elinizden geleni yapabileceğinizi düşünün. Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Güvenli Şekilde Zayıflama Metodları 10/07/2009
Güvenli Şekilde Zayıflama Metodları Diyet; Erkekler ve kadınlar için gittikçe daha fazla problem olmaya başlayan fazla kilolar için yapılan beslenmemizi azaltma ve düzeltme eylemidir,çoğunlukla yalnış uygulanan diyetler iyice sıkıntı vermekten öteye çoğu zaman gidemiyor. Diyet yapmadan da kilo vermek elbette mümkündür ancak başarılı bir diyet beslenmemizi ve yaşamımızı düzene sokar.Ama ben artık bu diyetlerden çok bunaldım artık başka yollar denemek istiyorum diyorsanız bu yolları deneyebilirsiniz.Diyet yapmadan kilo problemini ortadan kaldırmanın yolları günümüzde tıbbın ilerlemesiyle birlikte, ortaya çıkıyor. En önemlisi tabi ki hayat ve yeme tarzını değiştirmek. Güvenli bir şekilde zayıflamak için aşağıdaki metodları kullanabilirsiniz. -Atıştırmaktan kaçının. Atıştıracağınız zamanlarda su için. - Buzdolabını boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur. - Yeterince uyuyun. - Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durum. - Mutlaka kahvaltı yapın. - Öğün aralarında yemek yeme isteği doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. - Ayakta yemek yemeyin - Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın. - Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerine cevap verirken yemek yemeyin. - Asansör kullanmak yerine merdivenden çıkın. - Öğün atlamayın -Sabah, öğlen ve akşam öğünlerinizi hep aynı saatlerde yiyin. - Her sabah aç karnına bir bardak su için. - Akşam yemeğinizi saat 20.00 den sonra yemekten kaçının. Diyette en önemli rollerden birini yeterli ve dengeli beslenmektir. Zayıflamaya çalışırken bilinçli ve düzenli bir egzersiz programı uygulamak da şarttır.Bunu hiç bir zaman aklınızdan çıkarmayın.
Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Diyete Başlarken Ne Yapılmalı? 10/07/2009
Diyete Başlarken Ne Yapılmalı? -Diyete başlayınca her gün bir defa vitamin ve mineral kombinasyonu bir preparat alınız -Yalnız haftada bir gün ve hep aynı gün ve aynı terazide aynı giysi ile tartılın. -Diyet uygularken asla inmek istediğiniz son kiloyu düşünmeyin, verdiğiniz her kilonun zevkini çıkarın. -Yemek yerken sakin olun, gevşeyin, ağzınıza aldığınız her lokmanın tadını çıkarmaya çalışın. -Diyeti uygularken asla fazla uyumayın. -Diyet yaparken kabızlık olabilir, bunu önlemek için bol salata yiyin, bol su için. -Diyet uyguladığınız günlerde ciklet çiğnemeyiniz. -Zayıflamanın tadını aldıktan sonra vazgeçemediğiniz yemekler gözünüzde önemini yitirecektir. -Diyet esnasında başkalarından anlayış beklemeyiniz. -Size bu kilonuzun yakıştığını ve kilo vermekle çirkinleşebileceğinizi söyleyecek kimseler olabilir.Onlara inanmayınız, ısrarlara aldırmayın ve diyetinizi bozmayın -Kendinize her zamankinden daha çok bakın ama yeni elbise ve ayakkabı almayın, kilo verdikçe onlarda bollaşacaktır.
Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Kilo Vermenin Sırları 10/07/2009
Kilo Vermenin Sırları Yaz aylarının kabusa dönüşmemesi için kilo verme zamanı geldi de geçiyor bile. Ancak bahsettiğimiz şok diyetlerle değil, dikkatli olun! Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına saklanamayacak, kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a dönüşecek… Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya da fazla uyuma, yağlı yiyecekler… Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek bir gerçek; şişmanlık.. Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık konumunda. Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir hayli tehdit ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma ve alkol risk faktörleri arasında. Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda verilmek isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı… Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına neden oluyor. UZMANLARDAN TAVSİYELER…. Zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula hazırlamalı, bir uzmana başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve öz yemelidir. Uzun vadeli diyetler uygulamalıdır. Kilo almanın temelinde yatan atıştırma ve hareketsizlik gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Günlük alınan kalori miktarından 500-1000 kalorilik kısmının az alınması haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve doğru olan da bu ölçüdür. İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma programına geçilmelidir. “İDEAL KİLO VERME”NİN SIRLARI… - Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre uygun bir beslenme programı takip edin. - Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce bir bardak su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik, 3-4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırın. - 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın. - Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın. - Günde 8-10 bardak su için. - Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden çıkartın. - Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve buğulama türüne yer verin. - Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır ve bu da paralel olarak atıştırma eğilimlerini arttırır. - Reçeli kendi öz şekeriyle yapın. - Alkol alımını azaltın. - Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli gıdalara saldırmaya neden olduğu için bunlardan uzak durun. - Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın. - Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozuklukları yaratır. - Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin. - Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde tavuk ve balık tüketin. - Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok olarak kalkmayın. - Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih edin. - Sofranızda “Omega 3″ ve “Omega 6″ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl ürünlerinde bulunur. - Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata yiyin, spor yapın ve bol su için. - Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında yemek yemeyin. - Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın. - Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da hızlı kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratır. O yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin. Tiroit hormonu: Tiroit bezi T4 ve T3 adlı iki tip hormon salgılar. Tiroit hormonu azlığı metabolizmayı yavaşlatarak daha fazla kilo verilmesini önler. İnsülin hormonu: Bu hormon kanda çok yüksekse kan şekeri düşer. Bu da şekerli gıdaları daha çok tükemeye neden olur. Ghrelin hormonu: Mideden salgılanan bu hormon, kilo vermeye başladıkça kanda artmaya başlar ve kişiyi yemek yemeye yöneltir. Oreksin: Beyinden salgılanan bu hormon da zayıfladıkça yemek yemeyi artırır. Leptin: Yağ dokusundan salgılanan bu hormondaki değişiklikler de kilo vermeyi önler. Yağ kaybettikçe veya kilo verdikçe kandaki leptin hormonu düşer. Düşük leptin düzeyleri beyni uyararak yemek yemeyi artırır. Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Diyetinizi Sabote Edecek 15 Neden 10/07/2009
Diyetinizi Sabote Edecek 15 Neden Her pazartesi başladığınız diyetlerin bir türlü sonu gelmiyorsa ya da yılın yarısını aç gezdiğiniz halde etrafta dolaşan incecik kadınlara kıskanç gözlerle bakmaya devam ediyorsanız bu işin içinde sadece yanlışlık değil aynı zamanda diyetinizi sabote edici etkenler var demektir. Hayatınızın yarısı çikolatalara imrenerek bakmakla mı geçti ya da her tatlı yediğiniz bir gün için üç gün pişmanlık duyduğunuz halde yine de değil bir kilo bir gram bile vermiyorsanız bu duruma bir son vermenin vakti geldi demektir. Diyetlerinizin işe yaramadığını düşünerek beslenme düzeninizi değiştirmeden önce derinlemesine bir araştırma yapmalı yanlışın nerede olduğunu öğrenmelisiniz. Diyetinizi sabote edecek 15 neden 1.Hızlı yemek Hızlı yemek yemek kilo almanıza neden olur bu nedenle yavaş yemelisiniz. Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geliyor. Bu şekilde tat alma duyusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. 2.Teknoloji Diyetlerinizin bir işe yaramamasının en büyük etkenlerinden biri hareketsiz yaşamdır. Eskiden bir arkadaşınızla görüşmek için belki de 10 ya da 15 dakika yürürken şimdi sadece mailleşerek görüşmüş kadar oluyor ya da internet üzerinden sohbet edebiliyorsunuz. Böyle olunca da hareket yerine oturmayı seçiyorsunuz. 3.Tatlandırıcılar Kilo almamak için sürekli şeker yerine tatlandırıcı kullanıyor olabilirsiniz. Fakat yapılan araştırmalar yapay tatlandırıcıların alınan doğal kalori alımı konusunda vücudu kandırdığını ve bu nedenle de daha fazla şeker kullanma isteğini ortaya çıkardığını gösteriyor. 4.Sebzeler Sebzelerinizi ve salata malzemelerinizi iyi yıkadığınızdan emin olmalı ve organik olarak yetiştirilmiş olanları seçmelisiniz. Hormonlu sebze ve meyvelerden uzak durmalısınız. 5.Yağ oranı düşük yiyecekler Yağ oranı yüksek ve düşük yiyecekler arasında aslında sanıldığı kadar çok fark yoktur. Yoğurt, süt ya da peynirde bu oran önemliyken yağ oranı düşük bir kek yemekle yağ oranı yüksek olanı yemek arasında hiçbir fark yoktur. 6.Stres Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmemize yol açan kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol eder ve sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi de budur. 7.Öğün atlamak Her yemek yediğinizde metabolik hızınız iki saat içinde yüzde 20 - 30 artar fakat öğünleri atlarsanız metabolizmanız yavaşlar. Özellikle de kahvaltı yapmamak en büyük problemdir ve gece boyunca yüzde 5 yavaşlayan metabolik hızınız bir daha yemek yiyene kadar aynı hızda kalır. 8.Meyve suları Früktoz seviyesi yüksek olan meyve suları iştahınızı açar. Bu nedenle taze meyve suyu içmek ya da meyve yemek çok daha yararlıdır. 9.Toksinler Karaciğer vücudun yağ yakan organıdır ve eğer alkol gibi toksinlerle doluysa yakma işlemi için daha yoğun çalışarak çok enerji harcar ve yorulur. Bu nedenle içki içerken yağ ya da şekeri çok fazla tüketmemeye dikkat etmelisiniz. 10.Salata Diyet yaptığınız için salata yemeyi tercih edebilirsiniz fakat salatayı dışarıda yiyecekseniz soslu bir salata yememelisiniz. Çünkü özel soslarla yapılan bu salataların kalori bakımında bir hamburgerden çok da farkı yoktur. 11.Doğumgününüz Kış mevsiminde doğduysanız baştan kaybetmiş olma ihtimaliniz yüksek çünkü yapılan araştırmalar kış bebeklerinin obeziteye daha yatkın olduklarını gösteriyor. Bunun sebebi ise daha yavaş çalışan bir metabolizmaya sahip olmaları. 12.Doğum kontrol Kadınların en büyük sorunlarından biri de doğum kontrol yöntemleri nedeniyle alınan kilolardır. Özellikle doğum kontrol hapları bazı kadınlarda iştah açarlar. 13.Uyku düzeni Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla daha fazla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz. 14.Evlilik Yeni evli çiftler hep evlendikten sonra kilo aldıklarından şikâyet ederler. Bunun nedeni ise birlikte bir yaşam paylaşma sonucu herşeyi aynı anda yapma isteğidir. Fakat sözkonusu yemek olunca bu yanlıştır eşinizle aynı miktarda ya da aynı şeyleri yemeden de mutlu bir evliliğe sahip olabilirsiniz. 15.Tiroid sorunu Sürekli yorgun hissediyorsanız, kilo almaya başladıysanız ve sürekli üşüyorsanız tiroidiniz tembelleşmiş olabilir. Bu da metabolizmanızın daha yavaş çalışmasına neden olur. Bunun için bir uzmana başvurun ve balık, fındık gibi yararlı besinler almaya dikkat etmelisiniz. Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Zayıflatan Yiyecekler 10/07/2009
Zayıflatan Yiyecekler İngiltere’de yayımlanan Daily Mirror Gazetesi en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi. En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle… Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor. Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor. Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor. Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu. Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan. Adzuki fasulyesi: (Küçük kırmızı fasulye) Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor. Brokoli: Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor. Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor. Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor. Yulaf: Tok ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.
Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Diyetle İlgili En çok Sorulan Sorular 10/07/2009
Diyetle İlgili En çok Sorulan Sorular Diyet yaparken karşılaştığımız sorunlardan biri de, neyi ne kadar yiyeceğimiz. Günlük almamız gereken kalori ve yağ miktarından, karnımız açlıktan kazındığında ne yiyeceğimize ya da kalsiyum ihtiyacımızı mutlaka sütten mi alacağımıza kadar pek çok soru aklımızı kurcalar. İşte, diyetle ilgili en çok sorulan sorular ve diyetisyenlerin verdikleri yanıtlar: 1- Yumurta kolesterol açısından kötü mü?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumurta tüketiminde ölçülü olduğunuz sürece hayır. Yumurta, vücudunuz için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolestrol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını gösteriyor. 2- Günde kaç kalori almalıyım?: Öncelikle, dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücudunuzdaki her yarım kilo için 10 kalori almalısınız. Buna, günlük aktivite durumunuza göre, 400-700 kalori daha eklemelisiniz. Sözgelimi 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin, haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın. 3- Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yağ miktarı ne kadardır?: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, günlük aldığınız kalori miktarının yüzde 15′i, diyet yapıyor olun veya olmayın her iki halde de yağlardan sağlanıyor. Bu miktar; kalp krizi, obezite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterli. Sözgelimi, bin 500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız alabileceğiniz yağ miktarı 50 gramla sınırlı. 4- Karbonhidrat niçin egzersiz için de büyük önem taşır?: Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca, aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza tedarik edebilmek için, egzersiz çalışmalarınız sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Mesela 90 dakikalık bir egzersiz sonrası, fırınlanmış patates, bir porsiyon meyve veya kepekli krakerler iyi birer seçim. 5- Kahvede bulunan kafein kemiklerimi zayıflatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değil. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin. 6- Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat emmeme gerek var mı?: Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyaz. Bu nedenle, kullanacağınız tuz hep az olmalı. 7- Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisi?: İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, herbirinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar: Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor. 8- Hangi yiyecekler kolestrolü düşürür?: Lif bakımından zengin sebzeler, sözgelimi yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürüyor. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahip bulunuyor. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyve ve sebze ağırlıklı öğünler yemelisiniz ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz. 9- Günde 8 bardak su içmek neden önemli?: Vücudumuzda oluşan en temel kimyasal reaksiyonların tümü suya gereksinim duyar. Su; sindirimde, metabolizmanın düzenlenmesinde, vücut ısısının ayarlanmasında, kan basıncında ve fitness performansında direkt etkilidir. 10- Karnım açlıktan kazındığında bunu nasıl giderebilirim?: Bunu tamamen geçiremezsiniz; fakat kendinize en zararsız biçimde üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için, diyetisyenlerin belirledikleri stratejilerden birini deneyebilirsiniz. Dilediğiniz yiyecekten ufak miktarlarda yiyerek açlığınızı gidermeye çalışın. Canınızın çektiği yiyeceklerin benzer diyet versiyonlarından deneyin. Hala açlığınızın önüne geçemediyseniz, arkadaşlarınızla birlikte olmayı ve açlığınızı aktivitelerle unutmayı deneyin. 11- Şeker şişmanlatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, teknik olarak yağ içermediğinden, hayır. Şeker, saf karbonhidrattan oluşur ve biz bu ihtiyacımızı aynı şekilde ekmekten, meyvelerden de karşılayabiliriz. Ama tabii ki şeker kalori içerir. Bazı şekerli yiyecekler, sözgelimi kurabiyeler ve krakerler, aynı zamanda yağ da içerir. O halde, çok fazla şekerli gıda tüketimi kısa sürede yağ birikimleri olarak vücudumuzda yerini alacaktır. 12- En sağlıklı yağ hangisi?: Zeytinyağı kesinlikle en sağlıklı olanı. Zira, doymuş yağ oranı düşe aynı etkiyi gösterir. Kas geük, doymamış yağ oranı yüksek rafine bir yağ. Göğüs kanseri riskini azalıyor ve kolesterol üzerinde kötü etkileri bulunmuyor. Margarin ve tereyağı gibi doymuş yağlar damar tıkanıklığına sebep olur ve böylece yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini arttırır. Hidrojene bitkisel yağ gibi kimyasal reaksiyonlardan geçirilmiş yağlar da kolesterol üzerinde kötü etkilerde bulunur. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumuşak doymamış margarinler diyet yaparken en uygun seçim. Eğer tereyağı konusunda ısrarcıysanız, light çeşitlerini zeytinyağı ile birlikte kullanmanızda fayda var. 13- Metabolizmayı özellikle güçlendiren yiyecekler var mı?: Diyetisyenlerin bu soruya yanıtı, hayır. Söylenildiğinin aksine, balarısı polenleri ve greyfurt da böyle bir etkide bulunmuyor. Bazı baharatlı yiyeceklerin metabolizmayı hızlandırdığı doğru olsa da, bunun vücut üzerindeki etkileri oldukça zayıf. Eğer metabolizmanızı güçlendirmek istiyorsanız, ağırlık kaldırma egzersizleri sizin için çok yararlı olacaktır. Kaslarınızı zorlayarak kaldırdığınız her yarım kilo için günde 35 kalori yakabilirsiniz. 14- Çok az yağ yemek mümkün mü?: Tıpkı bir araba gibi, vücudumuz da hareket etmek için yağa gereksinim duyar. Özel olarak yağ asitleri, hücre onarımında ve yenilemelerinde de iş görür. Et, balık, fındık gibi besinlerden aldığımız yağlar, aynı zamanda hormonları düzenleyici ve sinir sistemini güçlendirici etkilere sahip. Her ne kadar çoğu uzman günlük kalori miktarının yüzde 15′inin yağdan karşılanması gerektiği görüşünde birleşse de, yapılan son araştırmalar, yüzde 10′un da yeterli olduğunu gösteriyor. 15- Acıktığım zaman neden çekilmez bir insan oluyorum?: Kötü gününüzde olsanız dahi, dayanılmaz olmanızın sebebi, fizyolojik olarak açlığınızdan ileri geliyor olabilir. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, vücuttaki kan şekeri düştüğünde, otomatik olarak kanınızdaki adrenalin ve daha birkaç hormonun işlevi de azalır ve bunun sonucu sinirlilik, kan basıncınızın artışıyla doğru orantılı olarak gerginlik görülebilir. Eğer sık aralıklarla azar azar yemek yemeye vakit ayıramıyorsanız, yanınızda bir meyve veya atıştıracak krakerler taşımanızda yarar var. 16- Hiçbir şey yemeyerek zayıflamak tehlikeli mi?: Bu tarz girişimler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Vücudunuz iki günden fazla aç kaldığında, karbonhidrat ve protein gibi en temel ihtiyaçlarını kaslardan karşılamaya kalkacaktır. Ayrıca büyük su kaybına da rastlanır. Bunun sonucu olarak da baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı gibi olumsuz belirtiler görülebilir. Aç kalınan süre arttıkça, oluşması muhtemel tehlikeler de daha ciddi boyutlar kazanacaktır. 17- Baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?: Yapılan araştırmalar, peptik ülserin gerçek sebebinin mideye yerleşen bir bakteri olduğunu gösteriyor. Günümüzde ülser tedavisinde diyet yanında bu bakteriyi etkisiz hale getiren ilaçlar da kullanılıyor. 18- Izgaranın kansere yol açtığı doğru mu?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, direkt olarak hayır; ama kanser riskini arttırdığı doğru. Biftek, tavuk gibi et yağları kömür üzerine düştüğünde çıkan dumanın kanserojen etkileri olduğu biliniyor. Yapılan çalışmalar, mangaldan önce etleri marine etmenin bu tehlikeyi azalttığını gösteriyor. Diğer bir sağlıklı yöntem de etleri önce mikro dalgada pişirip en son mangalda çevirerek servise sunmak. 19- Gece yatmadan önce bir şeyler atıştırmak zararlı mı?: Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Hele bir de yedikleriniz abur cubursa. Diyetisyenler, yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız meyve veya bir kase yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmenizi öneriyor.
Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
25 Adımda Yağlarınızı Eritin 10/07/2009
25 Adımda Yağlarınızı Eritin Kilo verme işini gözünüzde büyütmeyin. Kolayca uygulayabileceğiniz bu yöntemlerle zayıflayabilirsiniz. Kilo vermeye başlamak için ihtiyacınız olan tek şey 1 dakika! İşte aldığınız kalorileri azaltmak ve daha çok yağ yakabilmek için tam 25 tane öneri. Üstelik de uygulanmaları çok kolay. Yapmanız gerekense, bu önerileri günlük hayata geçirmek. Eğer hali hazırda diyet yapıyorsanız, bunları uygulayarak kilo vermenizi hızlandırabilirsiniz. 1. Karıştırın Sevdiğiniz meyve suyunu maden suyuyla karıştırın. Bunu yaparken, normalde içtiğiniz meyve suyunun yarısını kullanacağınız için, aldığınız kaloriyi önemli miktarda azaltmış olursunuz. Hele de meyve sularının bolca tüketildiği şu sıcak yaz günlerinde. 2. Telsiz telefon kullanın En yakın arkadaşınıza günün sıcak dedikodularını verirken, aynı zamanda da kalori yakmaya ne dersiniz? Çamaşırları yıkayın (68 kalori), masayı hazırlayın (85 kalori), ya da çiçekleri sulayın (102 kalori). (Bu değerler, 68 kiloluk bir kişi ve yarım saat üzerinden geçerlidir.) 3. Çiklet çiğneyin Yakın zamanda yapılan bazı araştırmalara göre, tüm gün şekersiz (tatlandırıcılı/damla sakızlı) çiklet çiğnemek metabolizma hızınızı yüzde 20 oranında artırıyormuş. Biz araştırmacıların yalancısıyız! 4. Abur cuburların karşılığını nakit ödeyin Ne zaman biri size abur cubur, ya da yememeniz gereken bir şey önerdiğinde kabul ederseniz, kenara bir 500 yüz bin lira koyup, bunu çocuğunuza, kardeşinize, ya da dilencilere verin. Paracıklar cebinizden eksilmeye başladığında, hayır demeyi de öğreneceksiniz. 5. Ambalaja dikkat edin Ambalaj üzerlerini iyice okuyun. Çünkü kalori değerleri genellikle 100 gram üzerinden bildirilir. Oysa yediğiniz şey, 100 gramdan fazlaysa çok daha fazla kalori alıyorsunuz demektir. 6. Yürüyüşe çıkmadan önce yeşil çay için Kafein yağ asitlerinin açığa çıkmasını sağlar. Böylece daha kolay yağ yakarsınız. Ayrıca yeşil çayda bulunan polifenoller (antioksidan bileşikler), kafeinle birleşerek yakılan kalori miktarını artırırlar. Ancak eğer yüksek tansiyonunuz varsa, bu öneriyi dikkate almayınız. 7. Yemeğinizi evden getirin Dışarıda yemek genellikle daha çok kalori almanıza neden olur. Dışarıda bulmanın zor olduğu şeyleri evde hazırlayıp yanınızda getirebilirsiniz. 8. İlla da salata sosu istiyorsanız… O zaman bu tarife göre kendi salata sosunuzu yapın. Çünkü bu sosta bulunan yağ miktarı 1.5 gr ve içerdiği kalori de sadece 20′dir. • 1 çay kaşığı balsamik sirke • Çeyrek çay kaşığı zeytinyağı • 3/4 çay kaşığı dijon hardalı • Çeyrek çay kaşığı yaban turbu 9. Kan testi yaptırın Yaklaşık 12 kadından birinin tiroid bezleri yeterince iyi çalışmıyor ve bu da metabolizmayı yavaşlatan etkenlerden. 10. Suyu tercih edin Meşrubat tercihinizi sudan yana kullanın. Yanınızda şişe bulundurmak faydalı olabilir. 11. Tat alma duyunuzu yanıltın Öksürük için olan mentollü drajelerden bir taneyi ağzınızda eritmek, canınız bir şey çektiğinde, bu duyguyu köreltebilir. 12. Baharatları kullanın Örneğin yediklerinize acı eklemek, daha uzun bir zamanda acıkmanıza yardımcı olabilir. 13. İçtiniz mi beyaz için Su gibi, az yağlı sütün de doyurucu etkisi vardır. Üstelik kalsiyum açısından da zengindir ve tok tutar. 14. Salata malzemelerini doğramayın, dilimleyin Salatanız, sadece yeşilliklerden oluşmak zorunda değil. Havuç, kereviz, kabak ve diğer sebzeler de kullanılabilir. Ama bunları ince ince doğramak yerine, büyük parçalar halinde kesin. Hem yemesi daha uzun sürer, hem de daha çok çiğnersiniz. Bu da daha çabuk doymanızı ve ana yemekten daha az yemenizi sağlar. 15. Bir dostunuzu arayın Yalnız hissediyorsanız, kendinizi yemeğe vurmak yerine telefonu elinize almayı tercih edin. 16. Yediklerinizi yazın Bu, neyi ne kadar yediğinizi bildiğiniz için, kendinizi kontrol etmenize yardımcı olur. 17. Uzaktan kumandayı emekliye ayırın Uzaktan kumanda gibi aletler işinizi kolaylaştırmakla beraber, sizleri hareketsizleştirir. 18. Sprey yağları tercih edin Böylece normalde kullandığınızdan çok daha az yağ kullandığınızı fark edeceksiniz. 19. Alırken küçüğünü tercih edin Örneğin çikolata mı satın aldınız, bir bar yerine, bir paket almak demek, yüzde 44 daha fazla yemeniz demek. Riske girmeye gerek yok, küçüğünü alın, kaloriyi azaltın. 20. Yemeği pişirmeden önce ölçün Makarna, pilav gibi besinleri yerken, miktarı kaçırıp daha çok yiyebilirsiniz. Oysa baştan yemeniz gereken kadarını ölçüp pişirirseniz, bu sorun ortadan kalkmış olur. Şöyle söyleyelim, 4 kaşık makarna ya da pilav, 1 dilim ekmeğe eşittir. 21. Aynasız yemek olmaz Yemek yerken kendinize aynada bakmak, yüzde 22-32 daha az yemenizi sağlar. 22. Kutuyu açmadan önce bekleyin Dondurma kutusunu açmadan önce, 10 mekikle, 10 şınav çekin. Bu hem atıştırma arzunuzu öldürebilir, hem de vücudunuzla sizi tekrar iletişime sokarak, amaçlarınızı size hatırlatabilir. 23. Çorbanız koyusundan olsun İçinde büyük sebze parçaları olan çorba içen kişilere bakılacak olursa, hem daha çabuk doyuluyormuş, hem de yüzde 20 daha az yeniliyormuş. 24. Balık yemeyi ihmal etmeyin Balık, son derece sağlıklı bir yağ tipi olan omega-3 yağ asitlerini içerir. Omega-3 açısından zengin balıklar, tonbalığı, uskumru, somon ve morina balığıdır. Diyet yapan kişilere bakılacak olursa, her gün balık tüketenler, diyetlerinde balık olmayanlara oranla yüzde 20 daha fazla kilo kaybetmişler. 25. Biraz da ilhama ihtiyacınız var Bazen ihtiyacınız olan motivasyonu gene ancak kendiniz sağlayabilirsiniz. Bu nedenle hazırlıklı olun ve buzdolabı, mutfak kapısı, bisküvilerin durduğu dolap, ya da bilgisayar gibi yerlere sizi motive edecek yazılar yapıştırın. Örneğin: “Bir gofrete yenilmeyeceksin değil mi? Ne de olsa uzun bir yol katettin ve çok başarılı oldun.” Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
Yüksek ateş Nasıl düşürülür? 10/07/2009
Yüksek ateş Nasıl düşürülür?
Günümüzde ateşin en ufak yükselişi bile anneleri telaşlandırmakta ve hemen düşürmek çabasına sokmaktadır. Ancak ateşin aslında çok da olumsuz bir şey olmadığını bilmenizde fayda var. Ateş zarardan çok fayda sağlar. Vücudun mikroplara karşı savaştığının bir göstergesidir. Bilimadamları ateşi şöyle açıklıyorlar:Vücudu istila eden çeşitli mikroplar, virüsler ve bakterilere karşı savaşan akyuvarlar interlökin adı verilen bir hormon salgılarlar. Bu hormon beyne giderek vücut ısısını ayarlamasını söyler. Böylece vücudun ısısı artınca akyuvar hücreleri istilacılara karşı daha iyi savaşırlar. Ayrıca yüksek ısıda bu hastalık yapan organizmalar savunmasız kalırlar. Hatta bazen vücut ısısını çok düşürerek mikropların mineral ihtiyacını karşılamasını önleyerek onları ölüme terkederler. Vücuda bir virüs saldırdığında ateş sayesinde vücuttaki antivirüs maddelerinin ve interferonun üretimi hızlanır. Kısacası ateş aslında vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği önemli bir savunma mekanizmasıdır. Doktorlar altı aylıktan büyük bebeklerde ateş 39 dereceyi geçmeden düşürmeyi önermiyorlar. Ancak ağrılar sızılar çok olursa Calpol tarzı ağrıkesici ve ateş düşürücü özelliği olan bir ilaçtan az miktarda verebiliyorlar. Ateşin kaynağı bir enfeksiyonsa antibiyotikle tedavi gerektiriyor olabilir. Bu durumda antibiyotikler hastalıkla mücadele ettiğinden ateşi dolaylı yoldan düşürmüş olurlar. Eğer kan zehirlenmesi ya da sıcak çarpması gibi farklı bir sebepten ateş yüksekse ateşin derhal düşürülmesi gerekir. Ayrıca altı aydan küçük bebeklerde ateşin yüksek olması tehlikeli olabilir. Ateş, vücudun enfeksiyonlara cevabı olduğunda nadiren 41 dereceyi geçer asla 42 dereceyi aşmaz. Sıcak çarpması gibi durumlarda ateş 45.5 dereceye kadar yükselebilir. Acil müdehale gerekir. Bebeğin Ateşini Nasıl Ölçeceksiniz?
Genelde her annenin yaptığı gibi dudaklarınızı bebeğinizin alnına değdirin. Eğer sıcak geliyorsa bebeğin ateşi yükselmiş demektir. Ancak bazen bebeğin dış sıcaklığı normal gibi gözükse de iç ateşi olabilir. Bebeğinizin hareketlerinde bir anormallik seziyorsanız, hasta gibi görünüyorsa, daha büyük çocuklarda halüsünasyon görmeler varsa ateşi derhal ölçmenizde fayda vardır.
Rektal yoldan ateşi ölçmek: Ateşi Nasıl Düşüreceksiniz? Ortamı 20-21 derecede tutun. Bebeğinizin üstündekileri çıkarın. Üzerinde yalnızca badi (body) kalsın. Hava sıcaksa yalnızca beziyle dursun. Ateş rektal olarak 39 dereceden yüksekse ateş düşürücü İbufen (yalnızca doktorunuz önerdiyse) veya Calpol gibi ilaçlar verebilirsiniz. Ateşi düşürmek için aspirin vermeyin. Ateşin kaynağı viral bir hastalık olabilir. Paranox türü fitil de uygulayabilirsiniz. Ateşi düşürmenin en iyi yolu ıslak bez uygulamasıdır Bunun için bebeği havlu üzerine yatırın. Bir kaba ılık su doldurun. Beş tane bez veya mendil alın. Ilık suyla ıslattığınız bezleri sırayla alnına, kol altlarına, bacaklarının üst kısmına yayın. Bu işlemi bezler ısındıkça tekrarlayın. Bu uygulamayı en az yarım saat sürdürün. Vücut ısısının düşmesi için bu süre gereklidir. Bu sürenin sonunda ateşi tekrar ölçün. Bu arada kapdaki su ısınmışsa değiştirin. Ateşi düşürmenin en etkili yolu ıslak bez uygulamasıdır. Ancak ateş tekrar yükselebilir. Eğer ateş 24 saat boyunca tekrar tekrar yükseliyorsa mutlaka doktora danışın. Bebeğiniz yüksek ateşliyken daha çok kaloriye gereksinim duyar. Onu sevdiği gıdalarla besleyin. Ne yemek istiyorsa verin. Gofret çikolata cips gibi besinlerin değeri yoktur. Ama mesela bebeğiniz muzu çok seviyorsa ona istediği kadar verebilirsiniz. Ya da ekmek, bebe bisküvisi, meyve, yoğurt gibi. Ayrıca sıvı alımını artırmaya çalışın. Ancak içmek istemiyorsa asla zorlamayın. Çeşitli sıvıları sürekli sunmaya devam edin. Yazan: SiparisKurdu.CoM
|
|